Türkiye`de yaşayarak öğrenmeye önem veren eğitim anlayışı çok yaygın değil. Doğal olarak çileğin süpermarkette yetiştiğini ya da pumayı bir ayakkabı markası sanan bir kuşak yetişiyor. Doğa Okulları kendine özgü eğitim modelinde çocuklara en hızlı öğrendikleri 0 - 6 yaş arasında yaşayarak öğrenme fırsatını sunuyor. Bunun için farklı aktiviteler yapıyor. Örneğin ata binme sayesinde çocuklar hayvan sevgisini kazanmanın ötesinde duruş, asalet, denge, kontrol yeteneklerini geliştiriyor. Her okulun tarım atölyeleri var, çocuklar burada ekim, biçim yapıyor, sebze ve meyve yetiştiriyor. Kendi diktikleri ürünleri öylesine sahipleniyorlar ki her gün ellerinde cetvellerle ne kadar büyüdüklerini kontrol ediyorlar. Böylece sayısal veriler topluyorlar. Meyveler olgunlaştığında da minik meyve sandıklarının içinde, evlerine götürüyorlar. Onlar için unutulmaz bir deneyim oluyor tarım dersleri...
Doğa Anaokulları`nda İngilizce eğitim de farklı bir yöntemle çocuklara veriliyor. Çift dilli çocuklar yetiştirmeyi amaçlayan programda sınıfta Türkçe yapılan her türlü aktivite İngilizce olarak yeniden yapılıyor. Türkçe temalarla İngilizce temaların örtüşmesi sağlanarak yabancı dilin öğretilmesi amaçlanıyor.
Doğa Anaokulları`nda hedef sadece matematikçi ya da mühendisler yetiştirmek değil, sanattan anlayan, dans edebilen, şarkı söyleyebilen, bu konuda seçici olabilen, resim yapabilen, bir yada iki enstrüman çalabilen, renk armonisine sahip, sanatınhemen her dalıyla ilgilenmekten keyif alan bir gelecek yetiştirmek. Bunları yaparken de asıl amaç özgür düşünen, bunu açıkça ifade eden, özgüveni yüksek bireyler yetiştirmek. Özgüveni geliştirirken de ruhsal anlamda dingin, paylaşımcı, araştırmacı, bilgiyi dolduran değil, bilgiyi kullanan bir nesil yetiştirmeye özen göstermek Doğa Anaokulları`nın eğitim modelinin temel stratejisini oluşturuyor.